27 Mayıs 2008 Salı

***ŞEKER HASTALIĞI NEDİR?***....

***ŞEKER HASTALIĞI NEDİR?***....

Derleme:Hüsem ERKAYA
Orman Mühendisi.

*ŞEKER (DİYABET) NEDİR...???

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir.
Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir.
Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu açken yemekten 1-2 saat sonra;
Normal kimselerde: 80 mg. 140 mg.
Orta derecede: 130 mg. 190 mg.
Ağır derecede: 160 mg. 215 mg.

*2 çeşit şeker hastalığı vardır....

2 çeşit şeker hastalığı vardır.
- Şekersiz Diabet:
Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.
- Şekerli Diabet:
Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.
Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar.

*Şeker Hastalığının belirtileri...

Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür.
Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

*Kaç çeşit şeker koması vardır?...

İki çeşit şeker koması vardır.
- Diabetik Koma:
Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.
- Şeker Eksikliği Koması:
Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.
Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.

*Diabet(Şeker Hastalığı)Önleme Programı...

Diabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar.

Pankreasın ürettiği insülinin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. İnsülin olmayınca, besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları, ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle, hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artması,zehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder.

*YAVAŞ AMA KESİN TAHRİBAT...

Bu tahribat, çok yavaş ama kararlıdır. Yavaşlık,düzeltme fırsatı açısından iyidir. Ama kötü yanı, şeker hastalarında şekerin önemli bir zararının olmadığı hissini yaratması ve hastalıkları konusundaki vurdumduymazlıklarını artırmasıdır. Oysa şeker,azimli bir düşman gibi, vücudu içten içe, sessizce çürütür. Bu çürüme hem yaşam kalitesini bozar, hem ömrü kısaltır.

Tahribatın etkilemediği organ yok gibidir. Ama en büyük tahribat, damarlarda olur. Erişkinlerdeki görme kaybının başlıca nedeni şekerdir. Ayrıca katarakta ve glokom dediğimiz göz tansiyonuna da yol açar. Böbrek yetmezliği ve üreminin en önemli nedenlerinden biridir. Şeker hastaları, koroner kalp hastalığına ve felce 2-4 kat daha fazla yakalanırlar. Gangren yüzünden ayak-bacak kesilmesine neden olabilir. İsteksizlik, sertleşmeme gibi cinsel işlev bozukluklarıyla karşımıza çıkabilir. Sinir tahribatı yüzünden his kusurları, mide-barsak sorunları gelişir. Pek çok cilt hastalığına çanak tutar.

*ŞÜKÜR Kİ, TEDAVİSİ VAR...

Bir yüz yıl önce şeker hastalığına yakalansaydınız, tıp dünyası henüz insülinden haberdar olmadığı için, saydığımız tahribat karşısında pek bir şey yapamayacaktınız. Ama diabet artık tedavi edilebiliyor. Ağızdan alınan ilaçlar var, insülin var ve nasıl bir yaşam biçimi değişikliğinin hastalığı önleyebileceğini ve iyileştirebileceğini biliyoruz.

Yine de, titiz bir yaklaşımla, tedavinin tüm gereklerinin yerine getirilmesi bile tahribatın sıfırlanmasını sağlayamamaktadır. Ne yazık ki, ağızdan alınan ilaçlar mükemmel değildir. İnsülinle ise, vücudun ihtiyaca göre salgılamasını yeteri mükemmelikle taklit edememekteyiz.

*İyi haber: Şeker önlenebilir bir hastalıktır.

Ama, şeker hastalığına yatkın biriyseniz ya da gizli şeker iniz varsa, hastalığın ortaya çıkmasını önleyebilirsiniz. Son zamanlarda bu konuda pek çok çalışma yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.

*Diyabete şifa veren bitkiler...

Diyabete şifa veren bitkiler
Diyabet (şeker), insülin üretimi ve/veya kullanımındaki bozukluk sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık. Kan şekeri yükselmesiyle kendini belli ediyor..

Diyabet (şeker), insülin üretimi ve/veya kullanımındaki bozukluk sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık. Kan şekeri yükselmesiyle kendini belli ediyor. Diyabet tedavisinde hedef, kan şekeri değerlerinin normal sınırlarda tutulmasıdır. Bunun için diyabet hastasının yemesi ve yememesi gereken besinleri çok dikkatli seçmesi gerekiyor. Şeker kontrol edilmediğinde kalbi, böbrekleri ve gözleri olumsuz etkiliyor. Doktor kontrolünde kan şekeri değerleri normal tutularak sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün. Bunun yanı sıra şifalı bitkilerden de yararlanılabilir.
*****************************************
Diyabete iyi gelen bitkiler; adaçayı yaprağı, abdestbozan otu, boyotu tohumu, böğürtlen yaprağı, ceviz yaprağı, çoban üzümü yaprağı, dulavrat otu kökü, dut (kara) yaprağı, sarımsak başı, soğan, üvez yaprağı, zeytin yaprağı olarak sayılabilir.
****************************************
* Mersin yaprağı: 1 litre sıcak suya 20gr mersin yaprağı konup 5-10 dakika demlenir ve gün boyu içilir.
* Bitki karışımı: 250 gr servi kozalağı, 250gr pelinotu ve 100gr melisa 2.5 litre alkole konur. Hava almayan bir kapta 45 gün bekletilir ve günde 3 üğün, aç karna, 1 kahve fincanı suya 8-10 damla damlatılarak içilir.
* Adaçayı: Günde 1-2 bardak, öğün aralarında, şekersiz içilir.
* Fasulye kabuğu çayı: Günde 2- 3 bardak, aç karnına, tatlandırılmadan içilir.
* Isırgan otu çayı: Günde 2-3 bardak, öğün aralarında, tatlandırılmadan içilir.
* Zeytin yaprağı: 5 gram yapraklar 150 ml suda 5 dakika kaynatılır, süzülerek, günde 2-3 çay fincanı içilir.
* Çiğ lahana ve kuru soğan bolca tüketilmelidir. Lahana salata biçiminde, istenirse soğanla da karıştırılarak yenebilir. Ayrıca, çiğ lahana mutfak robotundan geçirilerek, özsuyu günde 1-2 bardak içilebilir.
*************************************
BİTKİ KARIŞIMI ÇAYI
**************************************
Ceviz yaprağı, zeytin yaprağı, kara dut yaprağı, kara üzüm yaprağı, böğürtlen yaprağı, ısırgan otu ve yulaf bitkisi, kurutulmuş ve ince kıyılmış olarak, eşit oranda karıştırılır. 2-3 çay kaşığı dolusu bitki, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak çay, aç karnına, tatlandırılmadan içilir. İki haftalık bir kürden sonra bir hafta ara verilir ve aynı küre yeniden başlanır. Bu karışım için ille de tüm bitkilerin bir araya getirilmesi gerekmez. Bitkiler tek olarak da kullanılabilir.
* Ayrık otu: Şeker hastalarına önerilen ayrık otu, bol miktarda A ve B vitamini içerdiğinden karaciğer rahatsızlıklarına karşı oldukça etkilidir.
* Bitki karışımı; beş parmak otu, böğürtlen yaprağı, yaban mersini fasulye kabuğu karışımına karanfil ilave edilerek kullanılması şeker hastalığına karşı tavsiye edilmektedir.
* Çayır papatyasının çiçeklerinin suda kaynatılması ile elde edilen çay veya sıkılarak elde edilen çayır papatyası suyu, şeker hastalarına yararlı olup, karaciğer dostu diye de anılan bir bitkidir.
* Karnabahar şeker hastalığına karşı etkilidir.
* Keten tohumu (1 yemek kaşığı) 1 litre suda , su yarım litreye düşünceye kadar kaynatılır ve günde üç kere içilirse kandaki şeker miktarı düşer.
* Kuru fasulye de şeker hastaları için yararlıdır.
* Salatalık kandaki şeker miktarını ayarlar.
* Soğan, enginar, pancar, zeytin, zeytinyağı, fındık, ceviz ve badem, şalgam şeker hastalığına iyi gelir.

kaynak: takvim

****************************************
Cips, kraker yerine ceviz ve badem yiyin
****************************************
Can sıkıntısından atıştırılan her cips, çikolata, kraker, zamanla adeta göbekte, kalçalarda birikiyor. Uzmanlar arada sırada bir şeyler atıştırmaktan vazgeçemeyenler için 'zararlı'lar yerine; ceviz, badem, domates, salatalık gibi 'yararlı'ları öneriyor. Bunlarla daha sağlıklı ve formda olmak mümkün...

İç hastalıkları, endokrinoloji, metabolizma ve diyabet uzmanı olan Prof. Dr. Metin Özata, bu alanlardaki çalışmalarından ve bilgi birikiminden yola çıkarak, "Doğru Beslen Formda Kal" adlı kitabını kaleme aldı. Epsilon Yayınları'ndan çıkan kitapta, sağlıklı zayıflamanın yöntemleri anlatılıyor...
* Niçin ilk haftalarda daha çabuk kilo verir, sonra bekleme dönemine geçeriz? Kilo kaybının iki dönemi var. İlk dönem hızlıdır. Karaciğer ve kaslarda depolanmış olan şekere 'glikojen' adı verilir. Zayıflamanın ilk döneminde bu depo glikojen ve proteinlerin yıkımına bağlı olarak, belirgin bir sıvı kaybı olur. 24-48 saat içinde glikojen depoları azalırken, vücuttan su atılır. Kişiler hemen 'kilo verdim' diye sevinir. Ancak, verilen kilo yağ yıkımından değil, glikojen ve protein yıkımının neden olduğu su kaybından ibarettir. Bu dönemden sonra yağların yakılması evresi gelir ki, bu evrede başarılı olmak için; spor yapmak, yürümek ve hareketli olmak önemlidir.
* Psikolojik faktörler şişmanlığa neden olur mu? Bazı psikolojik rahatsızlıkların şişmanlık yaptığı biliniyor. Stres ve depresyon şişmanlığa ve aşırı atıştırmaya neden olur. Bu hastaların bir kısmında tıkanırcasına yeme krizleri ve gece atıştırmaları fazla görülür.
* Can sıkıntısıyla atıştırdıklarımızın kilo almadaki rolü nedir? Kilo alımına en fazla katkıda bulunan etkenlerden biri şekerli besinlere saldırmak ve geceleri atıştırmaktır. Akşam yemeğinden sonra televizyon başındaki atıştırmalar, kilo almanın en önemli nedenidir. Geceleri metabolizmamız yavaşladığından, bu atıştırmalar kilo almayı çok kolaylaştırır.
* Ya, 'kan şekerim düştü' diye gün içinde tatlılara saldırmalar? Özellikle, kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlar yendikten sonra, önce kan şekeri ve ardından insülin hormonu kanda hızla yükselir. İnsülin kan şekerini düşüren bir hormondur. Yüksek insülin seviyeleri iki üç saat sonra kan şekerinizi normalin de altına indirdiği için, şiddetli bir yeme isteği, titreme, terleme olur. Buna 'reaktif hipoglisemi' denir. Kandaki yüksek insülin seviyesi, kandaki şekeri çok çabuk yok ettiğinden, kan şekeri düşer. Kişi bu durumda; şeker, çikolata, tatlı ne varsa yemek ister.
* Peki, ani gelen yeme krizlerini önlemek için ne yapmalıyız? Dengeli diyet uygulamayanlar, kahvaltı yapmayanlar ve düzensiz yemek yiyenler de, kan şekerleri gün içinde düştüğü için sık sık atıştırma krizine girer ve kilo veremez hale gelirler. Bu durumu önlemek için, düşük glisemik indeksli ve posalı karbonhidratlar alınmalı ve öğün atlanmamalıdır. Sebze ve meyve gibi posalı besinler çok yavaş sindirildiği için kan şekerini hızla yükseltmez. Diyet yaparken posalı karbonhidrat alımını artırmak veya düşük glisemik indeksli besinleri tercih etmek şarttır.

şeker hastalığına iyi gelen bitki

--------------------------------------------------------------------------------

şeker hastalarına iyi gelen bitki yaban armut ağacındaki yaprak ve çiçeği alınıp güzel güneşte kurutulup öğütüldükten sonra suya konup kaynatılacak daha sonra tülbent bezden züzgeçlenip içilince şeker düşümesine bire bir geliyor genelde ormanlıklarda bulunan şifalı bir ağaçtır:

Şifalı Bitkiler:
**********************
**********************
ADAÇAYI:
Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.

AHUDUDU:
Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

ANASON:
Hazmı kolaylaştırır. İştahsızlığı ve yemeklere karşı duyulan tiksintiyi giderir. Mide ve bağırsak gazlarını söktürür. İdrarı arttırır. Öte yandan kusmayı ve ishali keser.

ASMA:
Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur.

AVOKADO:
Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur, çünkü en iyi antioksidanttır. Antioksidantlar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır. Bol miktarda E vitamini de içerir. Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolaşımı düzene sokar. Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir. Kadınlar açısından çok gereklidir.

AYRIKOTU:
İdrar söktürür. Böbrek ve mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Buralardaki iltihapları da giderir.

AYVA:
İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.

BADEM:
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

BAKLA:
İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

BAMYA:
Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10'dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor) ihtiyacımızı karşılıyor.

BEZELYE:
Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

BROKOLİ:
Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler.Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.

BUĞDAY:
Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.

CEVİZ :
Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor.
Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtti.
Vücudu besleyip güçlendiren cevizin yararlarından bazıları şöyle sıralanıyor:
• Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar.
• Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyi kuvvetlendirir.
• Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir.
• Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir.
• Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar.
• Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.

ÇAMFISTIĞI:
Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

ÇEMEN:
Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.

ÇİLEK:
Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.

ÇÖREKOTU:
İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser

DEFNE:
Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir.

DENİZ KADAYIFI:
Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.


DENİZ YOSUNU:
Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddelir içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.


DEVEDİKENİ:
Ateş düşürür. Terletir ve vücuda rahatlık verir.


DOMATES:
Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. 'Beta karotin'e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az


DUT:
Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.

EBEGÜMECİ:
Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.

ELMA:
Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

ENGİNAR:
Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur.
Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir.
Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikler

FESLEĞEN:
Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.

FINDIK:
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar

GELİNCİK:
Nefes darlığı, astım ve bronşitte rahatlık verir. Kan tükürme ve kusmayı önler. Yanıkları iyileştirir.

GREYFURT:
C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.


HATMİ:
Ağız, boğaz ve dişeti iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak iltihaplarını giderir.


HAVUÇ:
Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir.
Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. .


HURMA:
Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı.
İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar.
İsrail'de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler.


ISIRGAN:
Dıştan tatbik edildiği zaman iç organlarda biriken kanı çeker. Burun kanamalarını keser. Balgam söktürür.

ISPANAK:
Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor.

İNCİR:
Bağırsakları yumuşatır. Kabızlığı giderir. Bronşit, öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır. Enerji verir.

KARANFİL:
Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Sinirleri uyarır. Hazmı kolaylaştırır. Koku giderir. İştah açar.

KEKİK:
Bedeni kuvvetlendirir. Hazmı kolaylaştırır. Kalp çarpıntısını keser. Bağırsak iltihaplarını iyileştirir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Kandaki şeker miktarını azaltır.

KIRMIZI BİBER
Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili. Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze, aynı zamanda içerdiği beta karotin ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor.
100 gram kuru kırmızı biberin 318 kalori enerji verdiğini, 148 miligram kalsiyum, 76 miligram C vitamini (taze biberde 340 miligram), 8,1 gram su, 2 bin 14 miligram potasyum, 41 bin 610 IU A vitamini, 12 gram protein, 293 miligram fosfor, 15 miligram B3 vitamini, 17,3 gram yağ, 152 miligram magnezyum, 2 miligram B2 vitamini, 56,6 gram karbonhidrat, 30 miligram sodyum, 1 miligram B1 vitamini, 24,9 gram lif, 8 miligram demir yanında acılık ve renk maddesi gibi organik bileşikler içerdiğini vurguladı.

Beslenmede çok büyük öneme sahip kırmızı biberin, bir o kadar da insan sağlığında aranılan bir materyal olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Tuncer, şöyle devam etti: ''Kırmızı biber mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır, romatizma, mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir, kolera ve gut hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelir. Kanser riskini azaltır ve kanser tedavisinde kullanılır. Terlemeyi artırır, serinlik verir (sıcak iklimlerde kullanılmasının nedenlerinden birisi budur), öksürük ve boğaz ağrılarını gidermede (gargara olarak) kullanılır, sinir hastalıkları için doğal yatıştırıcıdır, vücuttaki aşırı yağ ve kolesterol birikiminin önlenmesini sağlar.
Antibakteriyel etkisi ile hastalıkların önlenmesinde de etkili olan kırmızı biber ülkemizde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere Güney ve Güneydoğu illerinde fazlaca tüketilir. Bu bölgenin kırmızı biberleri acı tiplerdir. Kırmızı biber kuzeyde ise en çok Bursa ve Bilecik'te üretilmektedir. Bu biberler ise genellikle tatlıdır.''

KINAKINA:
Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. İştah açar. Cilt kaşıntılarında faydalıdır.

KİRAZ:
Aspirin yerine kiraz...Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Michigan eyaletinde yaşayanlar, bu yörede çok yetiştiğinden, bol bol kiraz yiyorlar. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor.

Michigan Eyalet Üniversitesi'nden Muraleedharan Nair kirazda bulunan ve ''antosiyanin'' olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların bu etkiyi yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Nair ve ekibi genelde uygulanana deneylerden yararlanarak söz konusu belişimlerin aspirin ve ibuprofen gibi ağrı kesicilerde bulunan enzimleri içerip içermediğini araştırdı. Ardından kimyasalların serbest radikallerin zararlı etkilerini yok edici özelliklerini inceleyerek bunları vitaminlerle karşılaştırdı. Sonuçta, 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair'e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor.

KİVİ:
Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

KUŞBURNU:
Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.

KUŞKONMAZ:
Hazımsızlığa karşı etkili. Antitoksit maddeler içeren bu sebze böbreği toksinlerden arıtıyor ve besinlerin hazmedilmesini kolaylaştırıyor.

LAHANA:
Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor.

MAYDANOZ:
Salata ve yemeklerin süsü maydanozun nerdeyse deva olmadığı dert yok gibi.. A ve C vitamini ile demir, kükürt, fosfos ve mangan elementleri deposu olan maydanoz sindirimi kolaylaştırıyor, böbrek taşlarını düşürüyor, görme gücünü ve anne sütünü artırıyor.
Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir ve taşları düşürüyor , kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur. Yatmadan evvel yenildiğinde sabahları tatlı bir nefesle uyanmamızı sağlar. Anne sütünü artırır. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Görme gücünü artıyor, kaynatılıp içiildiğinde ve cilde bu suyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor. Kaynatılan maydanozun suyu gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor. Kaynatılıp sirke ile saçlar yıkandığında saçların uzaması ve kuvvetlenmesini sağlıyor..

MANTAR:
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinliler'in ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

MARUL:
Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor.

MELEKOTU:
Kan dolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu dövülüp başa sürülecek olursa bitleri öldürür. Astım nöbetlerine faydalıdır.

MEYANKÖKÜ:
Grip, nezle, anjin ve nefes darlığına faydalıdır. Öksürük ve balgam söktürür. Yüksek tansiyonu düşürür.

MISIR:
Yüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. İçinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur.


MUZ:
Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler


NAR:


Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.


NOHUT:
Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.


ÖKSEOTU:
Kalbin atışlarını arttırır. Damar kireçlenmelerinde faydalıdır. Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır.


PATATES:
Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir.Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zengini. 100 gram patateste 80 kalori, 2 gram protein, 17 mg karbonhidrat, 7 mg kalsiyum, 53 mg fosfor, 20 mg C vitamini var. Yılın hiçbir zamanı bulmakta da güçlük çekmezsiniz.
Her zaman söylenir, bir kez daha söylense sorun olmaz; patatesin besin değerinin büyük kısmı kabuğunda olduğundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Yine kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybediyor. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerek.


PIRASA:
İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.


PORTAKAL:
Antioksidantlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor. Kilo almaya engel olur. Kandaki kolestorolü düşürür.Vucüdun C vitamini, potasyum, protein, B ve E vitaminleri ile kalp hastalıkları ve antikanserojen maddeler ile kanser riskini azaltıyor, kolestorolü düşürüyor


TARÇIN:
Ruhi sıkıntıları giderir. Sürmenajda faydalıdır. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır.


TERE:
İştah açar. Hazmı kolaylaştırır. Bronşları temizler, öksürük söktürür. İdrar söktürür, böbrekleri ve idrar yollarını temizler. Kanser, anemi ve lif hastalıklarına karşı etkili. Tere kanserle savaşan sebzelerin arasında olduğu gibi aynı zamanda en fazla kalsiyum, demir ve folik asit içerenlerin başında geeliyor. Tere gibi yeşil sebzeler yiyen kadınların, life ilişkin hastalıklara yakalanma riskleri daha az.


TON BALIĞI:
Çok yağlı olmasına rağmen Omega-3 adlı önemli bir yağ asiti içerir. Bu madde, yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı ve şiddetli migren ağrılarına iyi gelir. Ayrıca cilt kuruluğunu ve egzamayı tedavi eder. Ancak taze olarak yenmelidir. Konserve olarak satılan ton balığı yüksek D vitaminin içermekle birlikte Omega-3 yağ asitinden yoksundur.


TURP:
Böbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır


ZENCEFİL:
İştah açar. Kusmayı önler. Bağırsak bozukluklarını giderir.


ZEYTİN:
Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.



***Diabet, diğer adıyla şeker hastalığı, sık görülür ve ciddî sonuçlara yol açar.***....

*Kimler şeker hastalığına daha yatkın?....

Belki bunu cevaplamadan önce, şeker hastalığının 2 tipinin olduğunu hatırlatmalıyız. Tip 1 dediğimiz,genç tipi; şeker hastalığı 10-14 yaş civarında ortaya çıkar. Tip 2 dediğimiz erişkin tipi şeker hastalığı ise genellikle 40 yaşın üstünde görülür. Erişkin tipi şeker hastalığı, tüm şeker hastalarının yaklaşık %90'ını oluşturur. Biz, bundan böyle,şeker hastalığı derken, aksini belirtmedikçe erişkin tipi şeker hastalığını kastedeceğiz.

Bazı kişiler şeker hastalığına daha yatkın. Risk faktörü dediğimiz özellikleri taşıyanlar diabete daha çok yakalanıyorlar:

Bunlardan ilki, ailede ve kan yakınlarımızda şeker hastalarının bulunması.

İkincisi kilo fazlalığı ve şişmanlık. BKİ'niz 25'ten ne kadar fazlaysa, o kadar risk altındasınız. (Dilerseniz, BKİ'nizi sitemizden öğrenebilirsiniz).

Kilo kadar önemli bir başka faktör de, yağın vücutta daha çok nerede toplandığı. Kilo normal bile olsa, bel çevresi 102 cm'i aşan erkekler ve 88 cm'yi aşan kadınlar çok riskliler. Bel çevresi 94 cm'yi aşan erkeklerle, 80 cm'yi aşan kadınlar ise dikkat etmek zorundalar.

Ne kadar hareketsizseniz o kadar risk altındasınız.

Yüksek tansiyonlularda ve kolesterol sorunu olanlarda; gebeliğinde şeker sorunu (gestasyonel diabet) yaşayanlarda şeker hastalığı daha çok görülüyor.

Son risk faktörü de yaş. Yaş arttıkça risk artıyor. Fakat çağımızda şeker hastalığı salgın denilecek oranlarda arttı, bu da hastalığa yakalanma yaşını epey aşağılara çekti.

Bu risk faktörlerinden ne kadar fazlasına sahipseniz, sizin için tehlike o derece büyük. Yukarıda saydıklarımızdan biri, hele birden fazlası sizin için geçerliyse şimdi söyleyeceklerimizi daha bir dikkatle okumalısınız.

***Gizli şeker on yıl kadar sürüyor***....

Şeker hastalığına yatkınlığı olan, yani az önce sıraladığımız risk faktörlerini taşıyanların bazısı şeker hastası olurken bazılarında hastalık çıkmamaktadır. Ama, işin ilginç yanı, hastalığa yakalananlarda hastalık, yıllarca sessiz seyretmektedir. Kişi şeker hastası olduğu halde hiçbir şikâyeti olmamaktadır. Bu sessiz dönem on yıl kadar sürmektedir.

Allahtan, bu sessiz dönemde şeker hastalığını (bundan böyle gizli şeker diyelim) bazı tahlillerle ortaya koymak mümkün.

Bunlardan üç tanesi önemli. İlki ve en kolayı, kan şekerine açken bakmak. (Açlık Kan Şekeri) Sonuç şayet 110-125 arası ise gizli, 126 ve üstü ise açık şeker hastası sayılabilirsiniz.

İkincisi,şeker yükleme testi dediğimiz bir testle, tokken kan şekerine bakmak. 2 saatlık bu test sırasında, şekeriniz 140-199 arasında değerlere sahipse gizli, 200 ve üstü ise açık şeker hastalığınız var demektir.

Daha az yaygın bir başka testte, özellikle insülin direncini erken yakalamak için, açlık insülinine bakılmaktadır. İlk dönemlerde, insülin düzeyi yüksek çıkacaktır.

Gizli şeker hastalığının, açık şeker hastalığı haline geçisini önlemek mümkün...

Gizli şeker hastalığının açık şeker hastalığı haline geçişini önlemek mümkündür. Yukarıda belirttiğimiz gibi konuyla ilgili, tamamlanmış ve yürütülmekte olan pek çok çalışma bulunmaktadır.
Bu çalışmalarda, kilo kontrolü, daha sağlıklı beslenme ve daha hareketlilik yönünde yaşam biçimi değişikliği sayesinde, çalışmaya katılanların beşte üçünde şeker hastalığı önlenebilmiştir. Bazı ilaçlar, yaşam biçimi değişikliği kadar olmasa da, önlemede yarar sağlayabiliyor. Kaldı ki, yaşam biçimi değişikliği ile ilaç desteğini birlikte gerçekleştirmek mümkündür.

*Diyet ve Egzersiz: Erişkin şeker hastalığı önlenebilir mi?

Son yıllarda erişkin şeker hastalığınınn önlenmesinde yaşam tarzının çok önem taşıdığı; sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizlerle bu riskin hayli azaltılabileceğini gösteren araştırmalar yayınlanmaya başladı. Bu yazıda, 2002 Şubat'ında New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanan, "Diabetes Prevention Program Research Group"ça yapılan çok merkezli bir çalışmayı özetleyeceğim.
Erişkin şeker hastalığı (Tip 2 Diabetes Mellitus, Tip 2 DM) ABD'de erişkinlerin yaklaşık %8'ini etkilemektedir. Şeker yükleme, veya açlık sonrası kan şekerindeki artma, kilo fazlalığı, hareketsizlik gibi- bazı faktörler şekere yakalanmamızı kolaylaştırıyor. Fakar iyi haber, bunların önemli bir bölümünün önlenebilmesi. Çalışma, yaşam tarzı değişikliklerinin ve Metformin kullanımının şeker hastalığını ne ölçüde önleyebileceği ya da geciktirebileceğini gözlemlemek amacıyla yapılmış.

Hastalar ve Yöntem: 1996-1999 yılları arasında, 27 merkezden, 25 yaşından büyük, beden kitle indeksi (BKİ) 24'ün üstünde, açlık kan şekeri (AKŞ): 95-125, şeker yükleme testinde (OGTT) kan şekeri ikinci saatte 140-199 olan, glikoz intoleransı yapacak ilaç almayan, yaşam beklentisini azaltacak sağlık sorunu bulunmayan 3234 kişi çalışmaya alınmış. Katılımcıların ortalama yaşı 51, Beden Kitle İndeksi (BKİ) ortalaması 34.0, bel çevresi ortalaması 105.1 cm, bel/kalça oranı 0.92, %68'i kadın, %32'si erkek imiş. Katılımcılar rastgele 3 gruba ayrılmış.

1082 kişilik birinci gruba yılda 20-30 dakika sağlıklı yaşam tarzının önemi anlatılıp Ulusal Kolesterol Eğitim Programı birinci basamak diyeti ve fizik aktivitenin artırımı önerilmiş; ilk ay 850 mg, sonra bunun iki katı Metformin verilmiş.

1073 kişilik ikinci gruba aynı tavsiyelerle plasebo (ilaç olduğu söylenen ama hiç bir ilaç etkisi olmayan ilaç taklidi) verilmiş.

Üçüncü grup (1079 kişi), yaşam tarzı değişiklik programına alınmış. Bu %7'den daha fazla kilo kaybını, yemek sonrası şeker yükselmesi pikinin önlenmesini ve haftada 2.5 saati aşan fizik aktiviteyi amaçlayan, daha sağlıklı beslenme, egzersizin arttırılması ve davranış değişikliği konularında yoğun bire-bir ve grup görüşmeleri şeklindeymiş.

İzleme sırasında açlık kan şekerleri 140'ın üstüne yükselenler çalışmadan çıkarılıp şeker hastalığı tedavisi için doktoruna yönlendirilmiş.

Ortalama 2,8 yıllık izleme sonucunda, şeker hastalığı gelişme sıklığı, plasebo (ilaç aldığını sanan) grupta %11, Metformin grubunda %7.8, yaşam tarzı değişiklik grubunda %4.8 bulunmuş. Bunun anlamı, plasebo grubuna göre şeker hastalığına dönüşüm riskinin, Metformin grubunda %31, yaşam tarzı değiştiren grupta %58 azalmasıdır. Alt grupların karşılaştırılmasında cinsiyet ve etnisite farkı görülmemiş. Ancak yaş ilerledikçe ve BKİ arttıkça, yaşam tarzı lehine fark daha da artmış. Kan şekerinin uzun süreli kan seviyesini yansıtan HbA1c düzeyleri de yaşam tarzı değiştiren grupta daha fazla düzelmiş.

Sonuçta, şeker hastalığına yakalanma şansı yüksek riskli kişilerin, zayıflayarak, sağlıklı beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak gerçekleştirecekleri yaşam tarzı değişikliğiyle, hastalığa yakalanmalarının önlenebileceği ya da geciktirilebileceği belirlenmiş.

Şeker hastalığına karşı 13 öneri...

Dr. Murat Kınıkoğlu'nun tavsiyeleri
Okurlarım ve hastalarım bilirler, hastalık öcüsüyle insanları korkutmayı doğru bulmam. Buna karşılık bazı önlemler alınarak önlenebilecek, hatta iyileştirebilecek hastalıklarda yılların boşa geçirilmesine çok üzülürüm. Şeker hastalığı, hastanın diyet ve yaşam tarzıyla büyük ölçüde önlenebilecek, geciktirilebilecek bir hastalık olduğu için aşağıdaki gerçekleri bilmemizde yarar var.

Şeker hastalığının kötü tarafı, damarların içinde yağ birikimine neden olarak kalp, beyin, böbrek ve göz damarlarını bozması ve zamanla bu organlarda yetmezliklere neden olmasıdır. Böbrek yetmezliğinin ve sonradan olma körlüğün en büyük nedeni şeker hastalığıdır. Yüksek şeker, zamanla sinirleri etkileyerek el, ayak ve yüzde duyu bozuklukları gelişmesine neden olabilir. Archieves of Neuorology Nisan 2007 sayısında yayınlanan bir çalışmaya göre unutkanlık ve erken bunama şeker hastalarında daha erken ve daha sık görülüyor. Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin % 65!i daha önceden hafif şeker yüksekliği olan kişilerde görülür. İşin kötü tarafı bahsettiğimiz bu organ hasarları bir kez ortaya çıktıktan sonra oldukça zor tedavi edilir. Bu yüzden şikayetler ortaya çıkmadan önce, prediyabet dönemi dediğimiz yatkınlık döneminde gerekli önlemleri alarak şekeri ötelemek en doğrusudur.
*****************************************
Sağlıklı ve uzun bir yaşam için.
Aşağıdaki önerilere şekeri olsun olmasın herkesin uymasında fayda var.
******************************************
1- İçinde beyaz şeker olan her şeyden uzak durun. İdeal olanı şeker ve şekerli maddeleri hiç kullanmamak, beyaz şeker tüketimini tamamen sıfırlamaktır.
2- Kola vb. gazlı, şekerli içecekleri asla içmeyin.
3- Çay kahve gibi içeceklerinizi tatlandırıcı ile değil şekersiz içmeye alışın. İlk günler zor olabilir ama araştırmalar, kişilerin en geç iki ay içinde şekersiz içeceklere alıştığını göstermektedir. Hayatınız boyunca içeceğiniz çay ve kahveyle boş yere aldığınız şekeri düşünürseniz bu çabaya değeceğinizi anlarsınız, hemen bugün başlayın ve iki ay sabredin.
4- Günde bir çay kaşığı tarçın yiyin. Tarçının kan şeker seviyesini dengelemekte yararlı olduğu gösterilmiştir. Yalnız şeker hastalarının değil, ailesinde şeker olanların da tarçın almasında yarar var. Tarçını, kabuğundan yapılmış çayı içerek veya bir tatlı kaşığı toz tarçını bir parça ekmek içinde yutarak alabilirsiniz. Ben sabah kahvaltısında, daha önce tarifini verdiğim keten tohumu, üzüm, yulaf, fındık, süt karışımının içinde kullanıyorum.
5- Her gün 30-45 dakika hızlı tempoda yürüyün veya ağırlık kaldırma egzersizi yapın. 55-69 yaşları arasında 41 bin kadın üzerinde yapılan bir çalışmada düzenli spor yapanlarda diyabet riskinin %31 daha az olduğu gösterilmiştir. Anne-babanızda diyabet varsa, sizin şeker sonuçlarınız normal olsa bile hemen yürümeye ve spor yapmaya başlayarak ileride şeker olma ihtimalini azaltabilirsiniz.
6- Kesinlikle ideal kilonuza inin, yani şişmansanız zayıflayın. (Kısaca kilonuz boyunuzun küsüratından az olsun, örneğin 1.70 cm boy için=70 kg!dan az olun.)
7- Alkolü mümkün olduğu kadar azaltın.
8- Yemeklerinizde margarin kullanmayın.
9- Sebze yemeklerini ve salatayı artırın.
10- Tansiyonunuzun kontrol altında olduğundan emin olun (Her zaman 140/90 ve altı olsun)
11- Çalışmalar şeker hastalarının aspirinden yararlandığını gösteriyor. Bu yüzden gizli veya aşikâr şekeriniz varsa düzenli olarak, düşük doz, bağırsakta çözülen aspirin preparatı alın.
12- Kesinlikle sigara içmeyin.
13- Şekere yatkınlığı olanların ve kilolu kişilerin tansiyon ilacı olarak beta bloker veya idrar söktürücü ilaç kullanmalarının ileride şeker hastası olma ihtimallerini %28-50 oranında artırdığını gösterilmiştir. Doktorunuzla konuşarak kullandığınız tansiyon ilacının şeker hastalarında güvenle kullanılan gruplardan birisinden olduğundan emin olun.

şeker hastalığı
Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir. şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra Normal kimselerde 80 mg. 140 mg. Orta derecede 130 mg. 190 mg. Ağır derecede 160 mg. 215 mg. 2 çeşit şeker hastalığı vardır. - şekersiz Diabet : Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir. - şekerli Diabet :Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir. şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir. İki çeşit şeker koması vardır. - Diabetik Koma :Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır. - şeker Eksikliği Koması : Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir. şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.

altını ıslatmak
Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

baş ağrıları
Baş ağrıları çeşitli nedenlerden kaynaklanır. Bunlar; şöyle sıralanabilir. Aşırı yemekten sonra görülen veya açlıktan kaynaklanan baş ağrıları. Göz, kulak veya burun hastalıklarından kaynaklanan baş ağrıları. Ateşli hastalıkların neden olduğu baş ağrıları. Alkol kullanmanın neden olduğu baş ağrıları. Kafa bölgesinde meydana gelen, kırık, ezik, çatlak veya sarsıntılardan kaynaklanan baş ağrıları. Beyin urlarının neden olduğu baş ağrıları. Kahve tiryakilerinde kahvesizlikten doğan baş ağrıları. Kabızlık çekenlerde görülen baş ağrıları. Saralılarda görülen baş ağrıları. Çikolata, sarımsak, lahana, yeşil biber, kuru yemiş yedikten sonra görülen, alerjik baş ağrıları. Menenjit hastalığının neden olduğu baş ağrıları. Fazla miktarda şekerli yiyecek yemekten doğan baş ağrıları. Diş hastalıklarının neden olduğu baş ağrıları. Fazla çalışma ve ruhi çöküntülerin neden olduğu baş ağrıları. Baş ağrılarının gerçek nedenini bulabilmek için mutlaka doktora başvurulmalıdır.

gevşek penis
Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir. Tedavinin ilk şartı kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.

gözbebekleri iltihabı
Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür.

iktidarsızlık
Erkeklik organının (penisin) yeteri kadar sertleşmemesi sonucu, cinsel ilişkide bulunamamaya; halk arasında iktidarsızlık, tıp dilinde ise empotans denir. Kendine güvenememek, yorgunluk, tiksinti, sinir bozukluğu, alkolizm, şeker hastalığı, doğum kontrolü için uygulanan metotlar veya aşırı şişmanlıktan kaynaklanır. Ilık banyolar, açık havada dolaşmak ve dinlenmek başvurulacak ilk çarelerdir.

katarakt
Göz merceğinin bulutlanıp, görmenin bozulmasına halk arasında aksu, akbasma veya göze perde inmesi adı verilir. Çoğunlukla 50 yaşından sonra görülür. Nedeni göz yaralanması, şeker hastalığı, gözün uzun süre ışığa maruz kalması, damar sertliği veya beze hastalığıdır. Bazen doğuştan da olabilir. En çok rastlananı yaşlılığın neden olduğu katarakttır.

kısırlık
Erkek veya kadının döl vermemesi haline, halk arasında kısırlık, tıp dilinde ise sterilite denir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir. - Erkeklerde KısırlıkNormal cinsel ilişkide bulunmayan veya menisi olmayan erkeklere kısır denir. Psikolojik etkenler, iktidarsızlık, erkek uzvunda görülen şekil bozukluğu, gereği gibi tedavi edilmemiş belsoğukluğu, yumurtaların yerlerine inmemiş olması, kabakulak hastalığı sırasında husyelerin iltihaplanmış olması kısırlığı doğuran en başta gelen nedenlerdendir. - Kadınlarda Kısırlık Cinsi münasebetlerin, hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması, fallop borularının tıkalı olması, döl yatağında görülen hastalıklar, hormon salgılarının yetersiz olması, rahim veya dış üretim organlarında görülen şekil bozuklukları, şeker hastalığı veya tiroid bozuklukları, beden yorgunluğu, sinir bozukluğu en başta gelen nedenlerdendir. Çocuk sahibi olmayan eşlerin, tepeden tırnağa kadar muayene olup, gerçek nedenleri, tespit ettirmeleri gerekir.

nefes kokusu
Tıp dilinde halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır: - Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar - Burun veya sinüz hastalıkarı - Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı - Kusma veya uzun süreli perhizler Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir.

nevralji
Sinir ağrısına tıp dilinde nevralji denir. Bilhassa, yüzde ve başta hissedilir. Ama vücudun diğer taraflarında da bulunabilir. Nedeni soğuk algınlığı, şeker hastalığı, damar sertliği, veya ağrı yapan sinir yakınında meydana gelen herhangi bir hastalıktır.

nikris hastalığı
Halk arasında gut veya damla hastalığı tıp dilinde ise podagra denir. Özellikle fazla içki içen ve fazla kırmızı et yiyenlerde görülür. Daha fazla erkeklerde rastlanır. El, ayak başparmağı, diz ve dirseklerde şişkinlik meydana gelir. Ağrı da vardır. Buraları dokunulmayacak kadar hassaslaşmıştır. Ateş 39,4 dereceye kadar yükselir. Tedavinin başarılı olması için mutlaka yatak istirahati gerekir. Gıda rejimi uygulanır. Acılı, tuzlu, sirkeli ve şekerli yiyecekler terkedilir. Alkol ve sigara bırakılır. Dana, koyun ve kuzu eti yenmez. Diğer etler, yağ, nişastalı yiyecekler mümkün olduğu kadar azaltılır. şeker yerine bal kullanıllır. Az patates, yağsız beyaz peynir, yağsız süt, yoğurt, enginar, havuç, kereviz, kiraz, lahana, fasulye, zeytin, maydanoz, armut, çilek, erik, kara turp, üzüm, domates, ve pırasa yenilebilir. Ayrıca mümkün olduğu kadar çok limon suyu içilir.

saç dökülmesi
Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir.

semizotu
Mide ve barsak kanamalarında ve kanlı idrarda faydalıdır. Kanı temizler. şeker hastalığında susuzluğu giderir. Uykusuzluk, sinir ve zihin yorgunluğunda faydalıdır.

sık sık idrara gitme
Günde 4 veya 6 kez idrara gitmek normal sayılır. Bu sayı, içilen su miktarına göre değişir. Toplam idrar miktarı, 8 su bardağı kadardır. Bu miktarda ve idrara gitme sayısında fazlalık olduğu zaman gençlerde şeker hastalığı, ihtiyarlarda böbrek hastalığı veya prostat büyümesi düşünülebilir.

şişmanlık
Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak gerekir.

verem
Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur. Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır.


--------------------------------------------------------------------------------

*Şeker hastalığı''na iyi gelen meyveler....

Şeker hastalığı''na iyi gelen meyveler
******************************************
Elma: Son zamanlarda "Her gün 1 elma doktoru uzak tutar" sözünü duymaya oldukça alıştık. Farklı iklim şartlarında farklı besinsel içerikler ve aroma ile yetişen bu meyveyi diyet dışında tutmak için hiçbir negatif etkisi olmadığı gibi aksine her geçen gün faydaları ekleniyor. İyice yıkadıktan sonra kabukları ile yenen elmanın tokluk hissi sağlaması yanında kabuğa yakın yüzeyde bolca bulunan kuersetin isimli antioksidanlarla şeker hastalığına iyi gelen özelliği dikkat çekiyor. Öte yandan tarım ilaçlarının etkisini sıfırlamak için mutlaka ovarak, akan temiz sularla yıkanmasına dikkat edilmeli.

Kuşkonmaz: 2000 yılı aşkın süredir şifalı bitki olarak bilinen kuşkonmazın tüm dünyada kullanımı her geçen gün yaygınlaşıyor. Yoğun vitamin mineral içeriği, bitkisel kimyasalları ile başta diyabet, kalp sağlığına faydaları, barsak aktivitesini artırıcı özellikleri ile bilinen lezzetli, aromatik bir besindir. İçeriğinde yer alan glutatyon antioksidan içeriği ile kan şekeri dengesinin sağlanmasında destek sağlar.
Türk mutfak kültüründe çok da yer almayan bu sebzeyi salata, ızgara sebze, makarna, et yanına sos olarak kullanabileceğiniz gibi hafif limon,sirke ve zeytinyağı ile haşlanmış olarak da tüketebiliriz.

Kuru baklagiller: Şeker hastalarının yanlış bildiği diyet hatalarından biri de kuru baklagilin şekeri yükselteceği ve bu nedenle beslenme planından çıkarılması gerekliliğidir. İçeriklerindeki posa ve fitonutiriyenlerle kalp sağlığına destekleri dışında şeker hastalığına karşı savunma geliştirmenize yardımcı olabilecek kuru baklagiller ana yemeklerde önerilen porsiyonlarda kullanılmasında büyük fayda var.

Minicik görüntülerine rağmen bugünkü ilaçların başaramadığı dengeyi kurabilen kuru baklagiller doğru beslenmenin kare aslarıdır. Kan şekerinin en iyi dengede tutan kuru baklagil öğünleri bu özellikleri yanında insulin seviyelerini de dengelemeye yardımcı olur.

SOYA İYİ KOLESTEROLÜ ARTIRIYOR
Yapılan çalışmalar soya proteinin diyabete bağlı komplikasyonları azalttığını ve kolesterol profilini iyi Diyetisyen Berrin Yiğit:"Doğru beslenerek şeker hastalığından korunmak mümkün."

İllinoi Üniversitesi tarafından Ağustos 2004'te yapılan çalışmada iki gruba ayrılan deneklerden bir grup soya proteini ile beslenirken diğer grup inek sütünden elde edilen kazein proteini ile beslenmiş. Soya tüketenlerde albumin (albumin artışı böbrek fonksiyonlarındaki defektleri gösterebilen bir parametredir) yüzde 9,5 oranında düşerken, kazein tüketen grupta yüzde 11,1 oranında artmış. Öte yandan yine soya kullanıcılarında iyi huylu kolesterol olan HDL'de yüzde 4,3'lük artış gözlenmiş.

Kırmızı Biber: Kırmızı pul biber kan şekerinden ani düşüşlere sebep olabilecek aşırı insulin salınımlarının önüne geçer. İçeriğindeki kapsaisin, antioksidanlar,C vitamini ve karotenoidler sayesinde insulin regülasyonu sağlayabilmekte. Kırmızı benekli yediğiniz her yemek insülinin daha dengeli salınımın ve ekonomik kullanımı için metabolizmaya yardımcı olacaktır.

American Journal of Clinical Nutrition dergisinde Temmuz 2006'da yayınlanan bir çalışmada kırmızı pul biber yenen öğünlerde kan şekerini düşürecek insulin gereksinimlerinin azaldığı gözlenmiş. Düzenli kullanımlarda ise bu oranın oldukça azaldığı görülmüş. Öte yandan beden kitle indeksi yüksek olan bireylerde sonuçların daha da başarılı olduğu gözlenmiş.

Balık: Kalp dostu olarak bilinen balık içeriklerindeki elzem yağlarla kan şekeri dengesine de katkı sağlayabilin besin maddelerinden biri.

Yağlı tohumlar: Yüzyıllardır insanoğlunun en zengin besinsel içeriği ve enerji değerine sahip olan yağlı tohumlar vitamin mineral kapasiteleri dışında, sağlıklı yağ asidi kompozisyonları ile de kalp, cilt sağlığı ve kan şekeri dengelerine yardımcıdır. Yemek sonrası kan şekerini düşürebilen, içeriğindeki antioksidanlarla serbest radikalleri süpürebilen badem, yağlı tohumlar arasında önerilen seçimlerdendir.

Portakal ve diğer turunçgiller: Oldukça zengin vitamin içeriği ve şekerli tadına rağmen glisemik indeksi düşük olan portakal, tercih edilmesi gereken bir meyve. Flavanoidler, karetonoidler, terpenler, pectin ve glutatyon gibi serbest radikal denen hücre sağlığı için tehlikeli ajanları nötralize eden fonksiyonel ögeleri ile şeker hastalığının önlenmesinde gerekli bir meyve grubu.

Soya fasulyesi: Kuru baklagillerden farklı başlık altında yazarak ekstra bir itibar katmak istediğim soya zengin protein yapısı ve fitoösterogen, izoflavon, saponin bileşikleri ile kan şekerini harika dengeleyen bir besin.

Çay: Türk halkının en belirgin alışkanlıklarından biri olan çay doğru demleme ilkelerine dikkat edilmek ve doğru sıklıkta tüketilmek şartıyla oldukça iyi bir antidiyabetik besin sayılabilir. İçeriğindeki kateşinler ve taninlerle bu faydaları gösteren çay hiç de korkulacak bir içecek değildir yeter ki şekersiz ve açık demlensin.

Tam tahıllar: Atalarımızın temel besin kaynağı olan tam tahıllar maalesef modernleşmeyle birlikte azaldı ancak yapılan klinik çalışmaların çarpıcı sonuçları ile tekrar doğala dönüş için çalışmalar hızlandı. Saflaşmış, allanıp pullanıp market raflarını süsleyen yoğun şeker, gıda katkıları ve minimum besleyiciliğe sahip hamur işlerine hayır demek belki de en önemli antidaiyabetik hareket olacak. İçeriklerindeki lif, vitamin, minerallerle değer kazanan tam tahılların kan şekeri dengesine faydası kadar insulin duyarlılığını da iyileştirici etkisi bilinmektedir.

Vişne: Antosiyaninlerden zengin vişne tatlı zevkini baskılarken içeriğindeki antioksidanlarla da antidiyabetik gıda olarak kabul edilebilen meyveler grubunda. Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinde Ocak 2005'te yayınlanan bir çalışmaya göre vişne ve buna benzer kırmızı, mor meyvelerde yer alan nutriyenlerin diyabetiklerde kan şekerinin düşürülmesine katkı sağlayabildiği gözlenmiş. Michigan State Universitesinde yapılan çalışmada antosiyanin takviyesinin insulin sekresyonunu yüzde 50 artırabileceği çalışılmış.

Tarçın: Tip 2 diyabetlilerde, insüline verilen yanıtı artırabilen ve kan şekeri normalizasyonuna destek çıkan, hücrelerin kan şekerini kullanmasına yardımcı olan tarçın müthiş aromasıyla süt, yoğurt, bazı sebze ve et yemeklerine katılabilen bir baharattır. Bazı araştırmacılar tarafından toksik bileşikleri ile endişeli yaklaşılan tarçının bu bileşenlerini yağdan çözünen formuyla etkili olabileceği suda eriyen formlarında bu riskin olmadığı bildirilmiştir.

Sarımsak: Şeker hastalığının en korkulan komplikasyonlarından biri de kalp damar hastalıklarına yatkınlığı artırmalarıdır. Amerikan halkı istatistiklerine göre şeker hastalarının yüzde 65'i kalp hastalığından hayatını kaybetmekte. Araştırmalar sarımsağın, damar hastalıklarından koruduğunu kanıtlamıştır.

Domates suyu: Ağustos 2004'te Journal of the American Medical Association dergisinde yayınlanan çalışamaya göre domates suyu şeker hastaları için iyi bir kan sulandırıcı olarak kullanılabilir. Tuz eklenmiş hazır domates suları yerine taze sıkılmışları tercih etmekte ise fayda var.

Hiç yorum yok: